“Ahmet Bey’in Ceketi”nin Hikayesi
“Ahmet Bey’in Ceketi”nin Hikayesi
Sevgili Barış Manço'nun değerli eserlerinden "Ahmet Bey'in Ceketi" şarkısının en az müzikalitesi kadar felsefi yönünün de bu kadar güçlü olması birçok eserinde olduğu gibi beni hala şaşırtıyor.

Barış Manço - Ahmet Bey'in Ceketi Sözleri

Tanrı bütün kullara rızkını dağıtırken Kimi sırtüstü yatar kimi boşta gezerken Kul Ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi Kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti

O mahallede herkes gömlek giyerdi Bizim kul Ahmet bir gün bir ceket diktirdi diktirir ya Mahalleye dert oldu kul Ahmet'in ceketi

Kul Ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi Kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti Herkes gömlek giyerken Ahmet ceket giyerdi Konu komşuya dert oldu kul Ahmet'in ceketi

Mahalleli kahvede muhabbet peşindeyken Leylekler lak lak edip peynir gemisi yüklerken Kul Ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi Kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti

Herkes gömlek giye dursun

Bizim kul Ahmet ceketini birde astarla kaplatıverdi kaplatır ya Mahalleye dert oldu kul Ahmet'in ceketi Kul Ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi Kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti Herkes gömlek giyerdi Konu komşuya dert oldu kul Ahmet'in ceketi

Bir gün bir yoksul öldü üzüldü mahalleli Ama bir kefen parası bulamadı mahalleli Kul Ahmet dedi yalan dünya çıkardı ceketini Örttü garibin üstüne kaldırdı cenazeyi

Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti Bizim kul Ahmet birdenbire oluverdi Ahmet Bey Ceket ise Ahmet Bey'in ceketi İbreti alem oldu Ahmet Bey'in ceketi Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti İbreti alem oldu Ahmet Bey'in ceketi Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet Barış'a sorar isen sen bu yolda devam et

"Ahmet Bey'in Ceketi"nin Hikayesi

Şarkının hikayesini bir abimiz çok güzel anlatmış, üstüne fazla bir şey söylemek istemedim;
"Her şeyden önce bu bir kefenini sırtında taşıma hikayesidir. Eskiden dervişler kefenlerini sırtında taşırlarmış ki ölüm, dünyanın geçiciliği aklından hiç çıkmasın, herkes de bu hakikati hatırlasın. Kefeni sırtında taşıma hikayelerinin en ünlüsü de ortaokul tarih derslerinde öğrendiğimiz üzere 50 bin askeriyle 400 bin kişilik orduya saldırmadan önce kefenini sırtlayan Alparslan'dır. Kısacası bu bir "ölüme hazırım" mesajıdır. Bu geleneğin 20. yüzyıla uyarlanmış hali de sıcak havada bile ceketle gezen, dervişvari yaşam tarzından dolayı kul lakabı takılmış bir kişidir. İnsanların anlam veremediği bu ceketin hikmeti ortada kalan cesedin üstünü kapatmakta kullanılınca cümle alem tarafından anlaşılmakta, ceketin sırta gömlekle takım olsun diye değil kefen vazifesi görmek üzere giyildiğinin farkında varılmaktadır. Ya kısmet, ya nasip meselesine gelirsek; kısmet ile nasip arasında şu fark vardır: Kısmet belki olacak belki olmayacak olay için, nasip ise kesinlikle gerçekleşecek olan ama kime veya ne zaman denk düşeceği belli olmayan olaylar için kullanılır. O zamana kadar yatmadan önce "sabaha ya kısmet" demesinde 'Uyuyup da bir daha uyanmamak var.' hikmeti, her sabah kalktığında "ya nasip" demesinde de hem gün başlayınca rızkını çıkarmak için çalışmaya başlama besmelesi hem de 'bakalım ölüm bugün kimin kapısını çalacak' sorusu vardır."
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir