Minimalizm, en aza sahip olmak için bir yarış haline gelmiş gibi görünüyor. “40 Günde 40 Çanta Eşyadan Kurtuldunuz mu?” ya da “Bütün fazlalıklardan kurtulun ve minyatür bir eve sığar hale gelin.” gibi yazıların sayısı gittikçe artıyor...
Boing Boing’te yazar ve girişimci James Altucher, yazdığı bir makalede gururla sahip olduğu eşyaları şöyle sıralıyordu:
Boing Boing’te yazar ve girişimci James Altucher, yazdığı bir makalede gururla sahip olduğu eşyaları şöyle sıralıyordu:
“Bir çanta kıyafet, bir sırt çantasında bilgisayar, iPad ve telefondan başka hiçbir malım yok. Bugün hiçbir adresim yok. Tam şu an bir restoranda oturuyorum ve yatmaya gidecek bir yerim yok.”Altucher’ın büyük hayranıyım ve bence kendisi için en iyi olanı bulmuş olması mükemmel. Fakat bu kadar uç stratejiler çoğu kişi için uygulanabilir değil. En basitinden küçük çocukların varsa, bir sırt çantasıyla yaşamak hayatını basitleştirmek sayılmaz. -hatta son derece zorlaştırmaktan başka bir katkısı olmayacaktır.- Fazla pisliklerden kurtulmanın sizi daha mutlu ve sağlıklı yapacağı bir gerçek. Ama bence “kısıtlamalara” olan takıntımız bizi minimalizmin gerçek faydalarından uzaklaştırıyor. Minimalizm aslında sahip olduğunuz eşyalardan daha öte, hayatınızda olmasını istediğiniz şeylere yer ayırmakla ilgili. Geçen yıl, hayatımda minimalist bir yaklaşım benimsemeye karar verdim. Her alanda kendimi uğraşacağım sadece tek bir şeye adamaya karar verdim; tek seferde bir kitap, telefonumda tek podcast, bir tane stres giderici teknik… Sonucunda daha önce deneyimlemediğim odaklanma gücünü kazandım ve mümkün olmadığını düşündüğüm şeyler başardım. Yazmaya daha çok vakit buldum, haftada dört gün çalıştım ve daha önemlisi hayatın önerdiklerinden daha çok faydalandım. Diğer bir deyişle, minimalizmi denemek sahip olduğun her şeyi satıp sırt çantasıyla yaşaman gerektiği anlamına gelmiyor. İşte size bazı stratejiler: